Sürekli zamlanan, epey pahalılaşan piyasaya, devletin tam anlamıyla etkili bir müdahalede bulunması gerektiğini düşünüyoruz. Raf ve reyonlarda ‘karşılaşılan durumlar’; üzüyor ve kızdırıyor, tuhaflıklarıyla da hatta güldürüyor.
Gıdaya ulaşmak…
Temel sorun!
Her fırsatta;
Üretim ve arz maliyetleri için akaryakıt fiyatlarının yüksekliği gerekçe gösteriliyor, ama…
Burnumuzun dibinde üretilen markaların peynir ve yoğurtlar, yüzlerce kilometre öteden gelen markalarla aynı fiyatla ve hatta pahalıya satılabiliyor.
Velakin…
Bursa’daki markalarca üretilen damacana su, aradaki mesafe ve akaryakıt gideri dikkate alınarak, İstanbul’da daha fazla ücrete satılıyor.
Uzak mesafeli markalara karşılık…
Yereldeki süt ve süt ürünleri piyasasındaki pahalılık, yumurta için de geçerli oluyor ve başka kentlerden gelen yumurtaları sollayabiliyor.
Çocukluğumuzda;
Bakkal Amca’dan ‘Kaymaklı yoğurt’ isterdik, bu da nostalji oldu, fiyatı düşük tutmak ve katma değerli ürünlerde kullanmak için ‘kaymaksız yoğurt’ dönemi yaşanıyor.
Geçen hafta bir zincir markette, Bursa’nın firmasına ait yoğurdun zamlandığını görürken, etiketindeki fiyat değiştirme tarihinin geçen ay olduğunu öğrencince, hayret ettik, tepki tebessümüyle…
Dahası…
Piyasada;
‘İndirim’ komedisi yaşanıyor.
Ev ve dekorasyon eşyaları ile hediyelik satılan zincir markanın epey yüksek fiyatlı ürününe ait etikette, bu fiyatın; yılın ilk aylarına ait olduğu yazıyor.
İndirim yapıldığından söz edilen;
Gıdadan, giyim ve oyuncağa…
Haftalar bir yana, aylar öncesine ait olduğu söylenen fiyatların konulduğu beyaz etiketler, neden genelde pırıl pırıldır, neden yıpranmaz?
Ayrıca…
Faturası düzenlenmiş, girişi yapılmış olan ürünlere, ‘raftayken zam yapılabileceği’ de, hangi ticari mevzuatta yazıyor?
Çaya zam açıklanıyor;
Eski fiyatla alınan, mevcutta satılan çaylara zam yapmanın, ‘Satılan malın yerine, yenisini koymak’ için hangi mevzuatta yeri var?
Bu mesele için;
Ticaret Bakanlığı’nın bir çalışması olduğunu, bu anlaşıyın önlenmesi için yasal bir altyapı içerisinde bulunduğunu aktarmıştık.
Cepte;
Tüketiciye, halka çıkıyor.
Hükümete;
Siyasi bedel biçiliyor.
İfade edelim…
Geçim sıkıntısını, alım gücü sorununu en çok ve geneli itibariyle yaşayanlar, sabit gelirli ve emekliler oluyor.
Kayıt dışı gelir ve düşük vergi gerçeği, devletin vergi kaybına neden olurken, olan; kaynağından vergi kesilen; emekçilere oluyor.
Emekli, daha çok zor durumda!
Eski yıllara göre…
Devletin, pahalılık ve kayıt dışı ve düşük vergiye karşı, yeni adımlar attığını ve uygulamalar başlattığını duyuyoruz, biliyoruz.
Bursa’dan örnek!
Taramalarda;
Bir sanayi işletmesinin vergisi, hem kendi sektörü hem farklı sektörle bağın önemi açısından, ‘gerçeğe aykırı düşük vergi beyanı’ kuşkusu yaratıyor.
Vergisel denetime gidilir.
Söz konusu işletme, düşük vergi beyanına, ‘pandemi’ dönemini gerekçe gösterir, ‘işlerin iyi olmadığı’ bilgisi verilir.
Bu duruma karşılık…
Devlet görevlileri, işletmeciye “Elektrik tüketiminiz ve faturalarınız öyle demiyor, düzenli ve yüksek bir üretim faaliyeti olduğunu belgeliyor.” denilir.
Bu çakıştırmayla;
İşletmeye;
Gerçeğe aykırı, düşük vergi beyanında bulunulduğu gerekçesiyle de ‘Para Cezası’ işlemi uygulanıyor.