İMO Bursa Şube Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem, İstanbul Maltepe’de 7 katlı binanın çökmesinin ardından yaptığı açıklamada, hayatını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralı vatandaşlara ise acil şifalar dileyerek yapı güvenliği konusunda acilen kapsamlı bir seferberlik başlatılması gerektiğini vurguladı. Erdem, “Yapı stoğu envanteri acilen çıkartılmalı ve göçme riski taşıyan binalarda kentsel dönüşüm süreci vatandaşın inisiyatifine bırakılmamalı” dedi.
İMO Bursa Şube Başkanı Serdar Atilla Erdem, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“AFAD ekiplerimiz ve ilgili kurumlarımızın arama-kurtarma çalışmalarını büyük bir özveriyle sürdürdü. Ancak yaşanan bu olay yalnızca bir bina çökmesi olarak değerlendirilmemelidir. Deprem olmadan, kendiliğinden çöken bir bina; yapı güvenliği, kaçak yapılaşma, mevcut yapı stokunun denetimi ve kentsel dönüşüm politikalarımız açısından çok ciddi bir uyarıdır.
Maltepe’de çöken 7 katlı binada kaçak kat ve ruhsata aykırı müdahaleler bulunduğuna ilişkin iddialar, yapıların yalnızca inşa edildikleri tarihteki durumlarıyla değerlendirilmesinin yeterli olmadığını bir kez daha göstermektedir.
Bir yapının ruhsatlı olarak inşa edilmiş olması, sonraki yıllarda ruhsat ve projesine aykırı biçimde değiştirilmediği anlamına gelmez.
Kat ilaveleri, taşıyıcı sisteme yapılan müdahaleler, kullanım değişiklikleri, kaçak eklentiler, kolon-kirişlere yönelik müdahaleler ve benzeri uygulamalar yapı güvenliğini doğrudan etkileyebilmektedir.
Bu nedenle yapı güvenliği açısından yalnızca binanın nasıl yapıldığı değil, yapının yıllar içerisinde geçirdiği bütün değişikliklerin ve mevcut durumunun da bilinmesi ve denetlenmesi gerekmektedir."
“YAPI GÜVENLİĞİ SÜREKLİ DENETLENMELİDİR”
Yapı denetiminin binanın inşa edildiği dönemle sınırlı tutulamayacağını ve binanın ekonomik ömrü boyunca güvenliğinin korunması için periyodik yapı muayene ve denetim sistemi oluşturulması gerektiğine işaret eden Erdem, "Nasıl ki araçlarımız belirli dönemlerde teknik muayeneden geçiriliyorsa, insanların yaşamını sürdürdüğü yapıların da belirli aralıklarla mühendislik hizmetleri kapsamında kontrol edilmesi artık bir zorunluluk haline gelmiştir" diye konuştu.
Oluşturulacak sistem sayesinde, yapıların mevcut durumları kayıt altına alınması gerektiğini belirten Başkan Erdem, "Ruhsat ve projeye aykırı değişiklikler tespit edilmeli, taşıyıcı sisteme yapılan müdahaleler belirlenmeli, kaçak kat ve eklentiler denetlenmeli, yapıların deprem güvenliği ve mevcut taşıma kapasiteleri de değerlendirilmelidir" ifadelerini kullandı.
“YAPI STOĞUMUZU TANIMADAN DEPREME HAZIRLANAMAYIZ”
Türkiye'nin başta deprem olmak üzere çok sayıda afet riskiyle karşı karşıya olduğuna dikkat çeken Erdem şu şekilde devam etti:
"1999 Gölcük Depremi'nin üzerinden yıllar geçmesine rağmen mevcut yapı stokumuzun tamamının güvenli hale getirildiğini söylemek mümkün değildir.
Özellikle eski yapıların, ruhsatsız veya ruhsatına aykırı yapıların, mühendislik hizmeti almadan üretilmiş yapıların ve zaman içerisinde çeşitli müdahalelere maruz kalmış binaların durumu bütüncül olarak ortaya konulmalıdır.
Yapı stoğumuzu bilmiyorsak deprem riskimizi de bilemeyiz!
Bu nedenle Türkiye genelinde, yerel yönetimler ve ilgili kamu kurumlarının koordinasyonunda kapsamlı bir Yapı Stoğu Envanteri oluşturulmalıdır.
Her yapının, yapım yılı, proje ve ruhsat bilgileri, taşıyıcı sistem özellikleri, geçirdiği tadilatlar, ruhsata aykırı imalatları, mevcut kullanım durumu, deprem performansı ve risk durumu gibi bilgileri güncel olarak takip edilebilir hale getirilmelidir."
“KENTSEL DÖNÜŞÜM HIZLANDIRILMALI, BİLİMSEL VE PLANLI YÜRÜTÜLMELİDİR”
Kentsel dönüşümün yalnızca eski binaların yenilenmesi olarak görülmemesi gerektiğinin de altını çizen Erdem, "Kentsel dönüşüm; güvenli yapı, güvenli kent ve dirençli toplum hedefiyle ele alınmalıdır.
Riskli yapıların tespitinden dönüşüm sürecine, yeni yapıların planlanmasından ulaşım ve altyapı kapasitesine kadar bütün süreçler bilimsel ve mühendislik esasları doğrultusunda yürütülmelidir. Dönüşümün geciktirilmesi, her geçen gün yapı stokumuzdaki riskin büyümesine neden olmaktadır" dedi.
"İMO Bursa Şubesi olarak bir kez daha açıkça ifade ediyoruz, yaşanan her bina çökmesinin ardından yalnızca enkazı kaldırmak ve sorumlu aramak çözüm değildir" diyen Erdem, "Asıl görevimiz, binalar yıkılmadan önce riskleri tespit etmek, gerekli mühendislik çalışmalarını yapmak ve vatandaşlarımızın can güvenliğini sağlamaktır. Bu anlayışla, yapı stoğu envanteri çıkartılsın, kentsel dönüşüm hızlandırılsın, yapılara periyodik muayene sistemi getirilsin, kaçak ve ruhsata aykırı yapılaşmaya etkin denetim getirilsin, taşıyıcı sistemlere yapılan müdahaleler sıkı biçimde denetlensin, yapı güvenliğine ilişkin bilgiler şeffaf ve erişilebilir hale getirilsin ve en önemlisi de deprem güvenliği olmayan binalar artık mezarımız olmasın" ifadeleriyle sözlerini tamamladı.





