Hayran olduğumuz Batı Medeniyeti -10-

Abone Ol

Modern (fenni) tekniği Müslümanlar mı kurmuş,
Cehalet içindeki  Avrupalı mı bulmuş?
Bırak körü körüne Batı hayranlığını,
İyice incele de, doğru olanı konuş!
(Şair Sefa koyuncu)

Osmanlı imparatorluğu, Şeyh Edebâli’nin “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” bakış açısıyla asırlarca cihana hükmedebilen bir devlet haline gelmişti. “yaşamak ve yaşatmak” bu iki temel üzerinde yükselen Osmanlı medeniyeti 18. yüzyıla kadar gücünü korudu. Ne zamanki batılılar teknik üstünlüğü ele geçirdiler Bir nevi kendi kabuğuna çekilme durumunda kaldı. Ayakta kalmak için kendi özüne sahip çıkması gerekirdi. Prof Fuat Sezgin bu durumu “ Avrupa’yı üstün görme hayranlığı”  ile açıklar. Bu bakış “onlar gibi olalım” hamlelerini getirmişti.  İlmi tekniği almak yerine yaşama biçimi alınmıştır. Halbuki batı “Maddeye tapan, aklı putlaştıran, bencil ve pozitivisttir”. Osmanlı ise; “ahlak, iman ve İslam” esaslı bir medeniyetin sahibidir. Batı hayranlığı sonucu atılan yanlış adımlar, imparatorluğun sonunu getirmiştir.

Bugünden geriye bakınca;  o yanlış adımların sebep olduğu zihni yapı hâlâ devam ediyor. Daha önce bir yazımda Atilla ilhan’ın bir tespitini yazmıştım. “Biz ha babam batı müziği dinliyor, çeviri roman okuyor, batılı gibi giyiniyor, bir türlü batılı olamıyoruz, adamlar Japon gibi yazıyor, Japon gibi yaşıyor, Japon gibi ölüyor, ama batıyı geçiyorlar.”

Hayranlık duyulan batının bize bakışı nedir?

Bugün Batı’da İslam kelimesi kullanılırken  İslamofobya (İslam korkusu) tartışılır. Güya Müslümanlar değil de Müslüman teröristler kastediliyor. O örgütlerlin tamamı batılıların kurup desteklediği örgütlerdir. ABD başkanlarından Donald Trump “Deaşı Obama kurdu yardımcılığını da ezik Hillary Clinton yaptı” demedi mi?

Keza El-Kaide 11 Eylül 2001 günü ABD’de ikiz kulelere saldırdı. ABD saldırı sonrası Afganistan’ı işgal etti, yetmedi Irak’ı işgal etti. Bu gün Irak Petrol ve Doğalgazının yüzde 80’i aşkın kısmı ABD ve İngiliz şirketleri eliyle kontrol ediliyor.

Avrupa Birliğinin patronu Almanya’da 90'lı yılların başından itibaren her yıl yaklaşık 10 bin ırkçı / İslamofobik suç işleniyor.  Elimdeki istatistiğe göre 1990-2016 yılları arasında yaklaşık 1.000 ırkçı cinayet işlendi.  Irkçılıktan sabıkalı Almanlar bunların tamamına yakınını adi (sıradan) suç kapsamında kayıtlara geçirdi.

2001-2016 yılları arasında her yıl ortalama 20 cami saldırıya uğradı.

Sadece 2016 yılında Almanya'da; 60 camiye saldırı düzenlendi.
260'dan fazla İslam karşıtı eylem yapıldı. (gösteri, yürüyüş, toplantı, miting)
665 sığınma talep eden Müslüman mülteci saldırıya uğradı.

Bugün Almanya'da 9 binden fazla Suriyeli mülteci çocuk kayıptır.(kayıp çocukların organ ve fuhuş tacirlerinin eline düştüğü iddia ediliyor)

Fransa’da Aile bakanlarından Laurence Rossignol başörtülü Müslüman kadınları, "geçmişte Amerika'da köleliği destekleyen zencilere" benzetti. Başbakanlardan Manuel Valls, üniversitelerde başörtüsünün yasaklanması gerektiğini, "Yüksek öğretimde laiklik kuralları acımasız bir şekilde uygulanmalı” diyerek insan hakları noktasında skandal bir açıklamaya da imza attı.

Fransa'da kadınların yüzde 11'i, çocukların yüzde 40'ı şiddete maruz kalmaktadır. Çocukların yüzde 3'ü kendi aile bireyleri tarafından, toplamda ise çocukların 'u cinsel istismara uğramaktadır.

Hollanda’da 2008-2016 arasında 140'dan fazla camiye saldırı düzenlendi.

Her yıl 2 binden fazla ırkçı olay gerçekleşiyor.

Her 10 kadından biri, 15 yaşından itibaren cinsel istismara maruz kalıyor.

Her 5 kadından biri eşinden fiziksel veya cinsel şiddet görüyor.

Yapılan araştırmalara göre her 20 kadından biri tecavüze uğruyor.

Romanya'da okul önlerinde bekleyerek 10-15 yaş arasındaki kız çocuklarını, İngiltere'de fuhuş ağlarında kullanılmak üzere kaçıran çetelere, güvenlik güçlerinin göz yumduğu ortaya çıktı. Fuhşun yasak olmadığı İngiltere'ye satılmak üzere kaçırıldıktan sonra reşit olana kadar alıkonan kız çocuklarının insan kaçakçıları tarafından satıldığı da ortaya çıktı. (BBC muhabiri Jean Mackenzie.)

İstatistik rakamları ve ülkeler uzayıp gidiyor. Bu kadar örnek hayran olduğumuz Avrupa’nın yaşayışı, insan hakları noktasında bize bakışı, davranış ve ahlâki yönünü göstermek için kâfidir. Batının bilim ve tekniğini değil de bu yönünü alınca kaybetmek mukadder oluyor.

Alman Papaz Martin Luther “Bir Türk’ü öldüren vicdan azabı duymamalı; tersine Hıristiyanlığın düşmanını yok ettiği için vicdanı rahatlamalıdır”.diyen biridir.

Voltaire Rus Çariçesi Katerina’ya yazdığı mektupta “Türk dilini ve onu konuşanları Avrupa’dan sürmek gerek, İnsanlığın iki büyük baş belası var: Birincisi veba, ikincisi Türkler” der.

Luther’in takipçilerinden Philip Melanchton, Türkler Yahudiler gibi sünnet ve diğer gelenekleri devam ettirdikleri ve savaşan toplum oldukları için “kırmızı Yahudi” olduğumuzu iddia eder.

Batının zihin yapısında “Avrupa Yeni Kudüs’tür. Avrupalılar insan, diğerleri canavardır” inancı vardır

( Adrian Berry, Bilimin Arka Yüzü, Çev. R. Aysever, Tübitak Yayınları, Ankara, 2014).

Prof Dr Ahmet Şimşirgil’in bir yazısında görmüştüm.

Din ü milleti unutarak her işimizde

Bitmedi bitmeyecek tabi olmak frenge

(Dini ve milleti her işimizde unuttuğumuz için Avrupa’ya tabi olmak bitmedi bitmiyor)

{ "vars": { "account": "G-5Y3NLJ44B6" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }