‘Gülümseyen İlçe’ deniliyor, ama ‘piyasa pahalılığı’ gülümsetmiyor!

Abone Ol

Bursa’da dün bir durağımızda, CHP’nin yönetimindeki bir büyük ilçenin belediye başkanıyla karşılaştık. Pazaryerini dolaşıyordu, esnaf ve alışverişe gelen halkıyla selamlaşıyordu.

İş programı arasında;

Evimizin ihtiyacını karşılamak üzere, ilçede Cuma’yarı kurulan bir  pazaryerinin yolunu tutmuştuk.

Türkiye’nin konuştuğu;
‘Pahalılık’ gündemiyle…

Mesleki açıdan piyasa araştırması ve gözlemi ve yanı sıra uygun bütçeyle alışveriş yapabilme olasılığı düşüncesindeydik.

Gördük ki…

Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem, tezgahları başındaki esnaf ve alışverişe gelenlerle selamlaşıyor, konuşuyordu.

Ortak dertle;

Pahalılık yakınması dinleniyordu ve pahalılığın, gündemin en önüne geçtiği de anlaşılıyor, ciddi soruna dönüşmüş görülüyordu.
Kent Hali’ne en yakın, ama eğitim ve gelir düzeyi; yaşam standartları yüksek bir ilçe olarak, pahalılığı daha güçlü yaşıyor.
Sanki…

Ramazan nedeniyle sofra ve başlarının hareketlenmesi nedehiyle etiketlerin de hareketlendiği anlaşılıyor.

Erdem’e eşlik ettik.

Turuna ortak olduğumuzda;

Esnaf, mallarını ‘Daha pahalı’ almaktan ve ilçe halkı da ‘Zaten pahalı’ olmaktan dertleniyor.
Ana muhalefete mensup Erdem,  belediyecilik ve fiziki koşullarla “Gülümseyin Nilüfer’desiniz!..” diyor, ama gülümseyişe çarşı ve pazarleri pahalılığıyla gölge düştüğüne hergün tanık olduğundan söz ediyor.
Erdem tarafından;

Hollanda’nın, küçük coğrafyası ve az nüfusuna rağmen, tarım ve ticaretiyle çok daha iyi olduğunu esnafa örnekleniyor.

Erdem’e verilen yanıtta ise, “Oradaki tarımda, makineleşme ve teknoloji çok iyi kullanılıyor. Çiftçimiz, gübre ve mazot derdinde!” deniliyordu.
Bir yaşlı emekli, “Soframıza yeşillik için 2 marul ve fırından 2 pide alsam, 50 TL tutuyor.” örneğini veriyor.

Erdem, “Pahalılığın gidişatından, ülkemizin tüm insanı endişeli. Bir önlem, çare şart. Üretenin yanında güçlü şekilde olmak, tüketenin alma gücü için de radikal çözümler gerekiyor.” diyor.
Pazaryeri esnafı ve yerel halkla konuştuğunda, siyasi bir üslup ve söylemi tercih etmiyor, siyasi propaganda yapmıyor.
Pazaryerleri, marketler, cep yakıyor!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da, zamlara potansiyel nedenler için de, ticaret odaklarıyla kamusal mücadeleyi ortaya koyuyor.
Maalesef…
İnsanımız, toprağının bereketini sofralarında göremiyor, ihracat nedeniyle ‘iç piyasaya daralan arz’, etiketleri tetikleyen etki yapıyor.

Türkiye’den geçen yıl 3 milyar dolar meyve ve sebze ihracatı yapıldığını dikkate aldığımızda, tarımın dibe vurmadığı da anlaşılıyor.
Domates; 30-35 TL olmuş, ama savaş ortamı nedeniyle Rusya’ya ihracat sıkıntısı  olasılığıyla ticari kaygı düşüncesi de var.
Siyah İncir’in kenti Bursa’da, ‘yeni dış pazarlara ihtiyaç’ gerekçesiyle arayışlara girildiği de haber olmuştu.
Nilüfer’de de, mantık tartışmasıyla pahalılık eleştiriliyor ve özellikle ‘mavi yakalı’ denilen çalışanlar ve emekliler de, zamlara tepki gösteriyor.
Nilüfer Belediyesi’nin, mali durumu iyi olmayanların ihtiyacı için kartlı sistem ve market uygulamasını çoktan başlattığını da ifade edelim.

Türkiye’de;
Pahalılık, hayati soruna dönüştü, beslenebilmek; yaşamın sürdürülebilirliği için önem taşıyor.
Ambalajlı gıdaların reklamında, altyazıyla “Günde 4-5 pozisyon meyve ve sebze tüketiniz’ deniliyor, ama çocukların önüne nasıl konulsun?

{ "vars": { "account": "G-5Y3NLJ44B6" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }