Medyanın konuya bir "kriz iletişimi" bağlamında yaklaşması ve kamu otoriteleriyle birlikte sorumluluk alması gerekli olduğunu ifade eden Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ümit Atabek, "Bu krizde, halkın hızlı, yeterli ve doğru bilgilendirilmesi bağlamında Türk medyasının ve kamu otoritelerinin bir ölçüde başarılı olduğunu söylemeliyim" dedi.

Atabek, "Oluşturulacak mesajların panik oluşturucu değil, moral verici nitelikte olması büyük önem taşımakta. Örneğin; Sağlık Bakanının ilk vaka açıklamasında kullandığı ’korona virüsü, alacağımız tedbirlerden daha güçlü değildir’ ifadesi bu nitelikte başarılı bir mesajdır" dedi.

Öte yandan, kamu otoritelerinin düzenli bilgilendirmeye devam etmeleri gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Ümit Atabek, "Krizin boyutları büyüdükçe ve sorun karmaşıklaştıkça bilgilendirme sıklığı ve düzeyi de artırılmalıdır. Kriz iletişiminin tek çözümü yine iletişimdir. Mustafa Kemal Atatürk’ün daha 1924 yılında söylediği ’Basın özgürlüğünden doğan sakıncaların giderilme aracı, yine basın özgürlüğüdür’ sözü, tam da bu konuyu açıklamaktadır. Sosyal medyada, tüm dünyada olduğu gibi bazı olumsuzluklar ortaya çıkmaktadır. Özellikle yalan haber konusunda birçok sorunla karşılaşıldığı görülmektedir; ancak, bu tür olumsuzlukların üzerine salt yasaklama ve ceza tedbirleri ile gitmek yerine hızlı, doğru ve yeterli bilgilendirme düzeyinin artırılması yerinde olacaktır" diye konuştu.

"İletişimin sorumluluğunu güçlü bir şekilde almak durumundadır"

Bu krizin, ülkemiz açısından "bilim haberciliği" konusunu da gündeme getirmesi bakımından öğretici olduğunu belirten Prof. Dr. Atabek, "Medya çalışanlarının da yaygın ve güçlü bir şekilde bilim haberciliği konusunda eğitilmeleri zamanı gelmiştir. Medyanın halkı bilgilendirme işlevi, bilim haberciliği ilkelerine uygun bir yayıncılık anlayışından geçmektedir. Medya çalışanlarının salt yabancı kaynak diye alıntıladıkları bilgileri hızla ülkemizdeki uzmanlardan da teyit ettirmeleri yerinde olacaktır. Bu tür dış kaynaklı haberlerde ayrıca çeviri hatalarıyla da sıkça karşılaşılmaktadır. Medyanın bilim haberciliği pratiklerinde çok daha dikkatli olmasında büyük yarar var. Amerikalı bilim gazetecisi William L. Laurence’in deyişiyle ’Bilim yazarları, bilimsel Olympus’dan yani laboratuvarlardan ve üniversitelerden ateşi alıp halka indiriyorlar’. Bu kriz göstermiştir ki medya kurumları halkla bilim dünyası arasındaki iletişimin sorumluluğunu güçlü bir şekilde almak durumundadır" şeklinde konuştu.