Bir süredir;
Farklı akut ve kronik sağlık sorunları için yaygın şekilde reçete edilen ilaçlara, erişmek zorlaştı.
Çocuklara yönelik ateş düşürücü şuruplardan genel antibiyotiklere, solunum, tansiyon ve diyabete kadar sıkıntı var.
Etken maddesiyleeşdeğerlere de erişim zorluğu ve yokluğu görülürken, MS gibi süreklilik arzeden ve daha sorunlu rahatsızlığı olanlar da kaygı taşıyor.
Bu meseleyi;
Hekimler ve eczacılar ile hasta ve hasta yakınları biliyor, ortada ciddi bir sorun bulunuyor.
Devletin, ödemede döviz kurunu epey düşük tutması, önceden yaşanan sorunu yeniden tetiklemiş oluyor.
Euro’nun kuru 19 TL’ye erişirken, devlet tarafından 8 TL dolayında tutar esas alınıyor.
Bu nedenle…
İlaç sektöründe;
Türkiye’deki üretim yavaşlarken veya frenlenirken, böylesine bir refleks, ithal edilenlerde de yaşanıyor.
Geçtiğimiz günlerde…
Okan Şahin’in başkanlığındaki;
Bursa Eczacı Odası’nın ev sahipliğiyle Bursa’da toplanan Türk Eczacıları Birliği’nin yayınladığı bildiri, çok hayati öneme sahipti.
Ülke, toplum için…
Yerli ve milli ilaç sektörüne önemin altını çizen, beklentileri ve hedefleri ortaya koyan bir açıklama yapıldı.
Böylelikle;
Vatandaşların eczane eczane dolaşmalarına, başka kentlerdeki yakınları ve tanıdık dostlarından ilaç arayışlarına, doktorlardan reçete değişikli taleplerine neden olan soruna karşı, kamusal refleks gösterildi.
Televizyonlarda;
Haberciliğin, bazı konulara takılı kaldığını ve çocuklara bile izletilmesi artık zararlı olabilen 3. sayfacılıkla nereye varılabilir?
Gelin ve kaynanaların atışmalarına saatlerin, ekran adliyelerine ve yarışmalarıyla yemeklerin yağına sosuna vakitlerin ayrıldığı dönemden geçiyoruz.
Devletin eleştirilen fiyatlandırma uygulamasının, ilaç firmalarından kısıtlayıcılıkla karşılık gördüğü ‘ilaç sıkıntısı’ gündemi, kum zerresi gibi kalıyor.
Fiyatlandırmada devletin kendisini gözden geçirmesi gerekir, ama ilaç sektörü de, beklentileri kadar toplumsal sorumluluğunu gözetmelidir.
‘Toplum sağlığı’ gerekçesiyle;
Muhalif siyaset ve bazı mesleki örgütlerin açıklamaları, girişimleri olurken, ilaç meselesinde de ve eczacıların yırtındığı gündem için de, aynı toplumsal refleksi görmek gerekiyor.
‘İnsan Hakları’ denilince;
Bazı hassas ve siyasi uzantılı meseleleler; neden ilk ve sadece akıllara geliyor, ‘ilaç meselesi’ de, insan hakları meselesi değil midir?
Bursa gibi;
Farklı türden örgütlenmenin hayli fazla olduğu bir büyük kentte, Bursa Eczacı Odası Başkanı Okan Şahin, neden yalnız kalıyor?
…Ve!
Bursa’nın;
Muhalefetteki siyasi partinin bazı milletvekilleri, neden iktidara mensup olan hekim milletvekili Dr. Mustafa Esgin gibi, ısrarlı çabalar ve çözümlerle sahada olmuyor?
Bu satırları kaleme alırken…
Önemli, temel sayılabilecek ilaçlarda katkı paylarının artırıldığını ve hayli önemli oranlara varabildiği son durumda, eczaneler ve gelen vatandaşlardan ‘ilaç parası’ isteyenlerle de karşılaşılıyor.
Belirtelim;
Eczacıların derdi, elbette ki nihayetinde bir işyerini ayakta tutabilmek, ama ilaçta kar marjından öncelikle ‘ilaca erişim sıkıntısı’ nedeniyle toplum sağlığı için hayli endişe taşıyorlar.
Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca’nın, artık mesele yeniden el atması gerektiğini, ilaç sektöründe yereldeki üretim ve depolandırma ile ithalattaki duruma bir gözetim beklendiğini aktarmış olalım.
Sağlık Bakanlığı, eczacılar ve ilaç sektörü nezdinde acilen bir adım atabilmeli, duruma büyüteç altına alabilmelidir.
Türkiye’nin;
Yerli ve milli otomobil markasını yaratması güzel, ama insanı yaşatmak için de, artık aynı yerliliği, milliliği gözeten ve AR-GE yapabilen güçlü ilaç endüstrisi de şartttır.