Lipödem, kadınların uzuvlarında mikrovasküler inflamasyon nedeniyle orantısız fibrotik subkutan yağ dokusu ve hücre dışı sıvı birikimi ile karakterize gevşek bağ dokusu (LCT) hastalığıdır . İlk olarak 1940 yılında kalça ve alt ekstremitelerde deri altı yağ birikimi ve bacaklarda sıvı birikimi kombinasyonu ile karakterize bir klinik sendrom olarak tanımlanmıştır .

Lipödem görülme sıklığı %10-20 olmasına rağmen sıklıkla eksik veya yanlış teşhis edilmektedir. Lipödem, adipositlerin bir hastalığı veya lenfatiklerin dolaşım bozukluğu olarak düşünülmektedir. Lenfatikler ve yağ dokusu arasındaki ilişki tartışmalıdır. Lipödem, lenfödem, flebolenfödem ve lipolenfödem arasındaki klinik ayrım zor olabilmektedir. Tanılar sıklıkla bir arada mevcut olup, şu anda yalnızca klinik temellere dayalı olarak konulan lipödem tanısını daha da karmaşık hale getirmektedir.

Lipödemin etiyolojisi çok faktörlüdür ve genetik, hormonal, gevşek bağ dokusu ve vasküler lenfatik faktörlerden etkilenmektedir. Hamilelik veya menopoz gibi süreçlerde hormonal değişiklikler ile ortaya çıkabilmekte veya şiddetlenebilmektedir. Bu da östrojenle ilişkili bir etiyolojiyi düşündürmektedir .

Çocuk Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Bahtiyar Mehti’den sünnet konusunda ailelere uyarı Çocuk Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Bahtiyar Mehti’den sünnet konusunda ailelere uyarı

Lipödem tanı kriterleri:

·         Orantısız vücut yağ dağılımı,

·         İki taraflı ve simetrik uzuv büyümesi,

·         Ağırlık kaybının etkisinin yok/sınırlı olması,

·         Ağrı, hassasiyet ve kolay morarma,

·         Dokunma veya uzuv yorgunluğuna karşı artan hassasiyet,

·         Minimal veya ödem yok,

·         Uzuv yükseltilmesiyle ağrı veya rahatsızlıkta azalma yok,

·         El ve ayakların minimum düzeyde tutulması/hiç etkilenmemesi

Lipödemli hastaların %50'den fazlası obezdir ve sekonder lenfödem (LE) genellikle lipödemden ziyade obezitenin doğrudan sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Ağrılı ve yaşamı değiştiren semptomlarının diyet ve egzersiz gibi yaşam tarzı müdahalelerine dirençli olduğu bilinmektedir. İnsanlarla yürütülen bilimsel çalışmalarda ketojenik diyetlerin lipödem tedavisinde ağırlık kaybı sağlamada etkili olabileceği kanıtlanmıştır .

Ketojenik diyetler lipödemde kilo kaybından bağımsız olarak ağrıyı modüle etmektedir. Ketogenez, lenf damar bütünlüğünü ve lenf taşınmasını olumlu yönde etkilemektedir. Bunun yanında beslenmede çeşitlilik sağlamak ve tabak bütünlüğünü oluşturmak oldukça önemlidir. Gluten içeren tahıl ürünleri, basit şeker içeren atıştırmalıklar, tatlandırıcılar, palm yağı gibi hidrojenize yağlar, trans yağlar, alkol, yağda kızarmış besinler, işlenmiş, konserve edilmiş etler gibi besinlerin tüketimi de sınırlandırılmalıdır.

Yeme alışkanlıklarınız ve yaşam tarzınıza özel uyarlanmış lipödem diyeti oluştururken bir beslenme uzmanı sizlere en iyi yol arkadaşı olacaktır. Bu aşamada yalnız olmadığınızı ve doğru beslenme tedavisiyle hastalığınızı yönetebileceğinizi bilmek sizlere iyi gelecektir.