Uludağ'ın yaban hayvanları fotokapana yakalandı Uludağ'ın yaban hayvanları fotokapana yakalandı

Son dönemde Türkiye gündeminde yer alan sahipsiz köpekler ve saldırılarına karşı yasal düzenleme hazırlıkları devam ederken, Bursa Afyonkarahisarlı Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (Bursa AFSİAD) konuyla ilgili dikkat çeken bir önderi de bulundu. Vatandaşların büyük ekseriyesi sahipsiz köpekler konusunda hızlı ancak vicdana da uygun bir çözüm beklediğini belirten Bursa AFSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Dr. İlker Duran, “Türkiye'de başıboş köpek sayısının 10 milyondan fazla olduğu ifade ediliyor. Hızla artan sahipsiz köpek popülasyonu maalesef, zaman zaman saldırı haberlerini de beraberinde getiriyor. Yapılan bir araştırmaya göre son 2 yılda ülkemizde 50'si çocuk, 107 kişi köpek saldırılarında hayatını kaybetti. Hal böyle olunca özellikle çocukları için endişelenen ailelerin bu hassasiyetini anlayabilmek mümkün. Saldırıların yanı sıra sahipsiz hayvan popülasyonunun getireceği kuduz gibi salgın hastalıklar da göz ardı edilmemelidir. Bu tablo karşısında ülke yöneticilerimiz, Avrupa’da sürdürülen çözümlere odaklanmış durumda. Biz de batı dünyasında sokak hayvanlarına karşı izlenen yolu incelediğimizde, uyutma uygulamasına kolay bir şekilde başvurduklarını görüyoruz. Bu konu gündeme gelir gelmez ülkemizde pek çok kişinin tepkisini çekmiştir. Sokaktaki can dostlarımızın yaşam hakkının sona erdirilmesi bizim toplumsal değerlerimizle uyuşmayan bir durumdur. Bu çözüm mutlaka toplumun vicdanını zedeleyecektir. Sanayi bölgelerindeki sahipsiz köpek popülasyonunu düşünerek, Bursa AFSİAD olarak biz de bu konuda çözüm arayışına girdik. Tarihi süreçte gerçekleştirilen uygulamalara baktık. Sonuç olarak da kamuoyuna Osmanlı döneminde uygulanan ‘mancacılar’ sistemine benzer bir uygulanmanın gerçekleşmesi yönünde tavsiye sunuyoruz” ifadelerini kullandı.
Açıklamasının devamında mancacılık sisteminden bahseden Başkan İlker Duran, “Osmanlı döneminde halk, sokak hayvanlarını beslemesi için mancacı denilen kişilere para verir, yardım ederdi. Onlar da düzenli olarak sokakta aç kalan hayvanları besler, her türlü bakımlarını sağlardı. Böylece ecdadımız getirdiği sistemle insanların hayvan sevgisinin mesleğe dönüşmesini sağlamıştır. Günümüzde de sokak hayvanları sorununun çözümü için bu sisteme uygun bir proje geliştirilebilir. Devlet-hayırsever ortaklığında kurulacak barınaklarda önce sokak hayvanları kısırlaştırılmalı, sonra da yaşamlarının sonuna kadar güven içerisinde tüm ihtiyaçları sağlanmalıdır. Bu sayede hem yeni bir istihdam kapısı açılacak, hem de Yaradan’ın dilsiz emanetlerine gerektiği gibi davranılacaktır. İş dünyası olarak biz de bu noktada üstümüze düşeni yapmalıyız. Çünkü sanayi bölgelerimiz de sahipsiz köpek popülasyonunun fazla olduğu yerlerdir. Yayalar sanayi içlerinde tedirgin yürümekte, bazen gruplar halinde gezen köpeklerin saldırısına maruz kalmaktadır. Osmanlı döneminde uygulanan ‘mancacılık’ sistemini günümüze uyarlayacak olursak sanayiciler, sanayi bölgelerindeki sahipsiz köpekler için butik barınaklar yaptırmalıdır. Barınakların masrafı da ödenen aidatlara ilave yapılarak toplanabilir. Bu harcamalar daha sonra vergiden düşmelidir. Farklı bölgelerde de buna benzer modellerle çözüm yoluna vatandaşlarımızı dahil etmeliyiz. Böylece hem vicdani sorumluluğumuzu hem de toplumsal huzuru istihdama da destek olarak sağlayabiliriz” diye konuştu.