Bir NATO yazısı

Abone Ol

Türkiye’nin ev sahipliğinde 7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleşecek 36. NATO zirvesine 32 ülkenin devlet ve hükümet başkanları 100 civarında bakan ve çok sayıda diplomat katılacak.

Bizde NATO’nun amel defterine bakalım istedik. Bu yazının ana iskeleti daha önce kaleme aldığımız yazılardan oluşmaktadır.

Türkiye’nin uzun zaman gündemini işgal eden “paralel yapılar” NATO’nun yani ABD’nin peydahladığı yapılardır.

Bu gün FETÖ dediğimiz yapı esasta NATO’dur. FETÖ ve bunun gibi öne çıkardığı yapılar; NATO/ABD’nin parmak izini gizlemek için kullandığı birer eldivendir.

NATO tarihi ile ilgili tartışmalarda ABD ve SSCB’nin çatışır görünüp paylaşım yaptığı tezi güçlü bir şekilde dile getirilir. Soğuk savaş döneminin gerilimi; her iki ülkeye zorunlu, hatta gönüllü bağımlılık doğurdu. Bu konuda her iki ülke algıyı çok iyi yönettiler

NATO ABD’dir. yedeği de İngiltere’dir. Bizim bu pakta üye oluşumuzun sonuçlarına bakınca; bir yönüyle “modern bir koloni/sömürge” sisteminin parçası olduk.

Ne verirse onunla yetinmek zorundaydık.

Biz 1795-1824 arası 29 sene Akdeniz’de ticaret yapabilmek için Osmanlıya haraç ödeyen ABD’den askeri yardım aldık. Yani dün haraç aldığımız ülkeden yardım aldık.

1970 yılına kadar askerimiz batıdan (NATO) gönderilen dondurulmuş etleri yedi.

NATO terbiyesi ile formatlanmış, NATO’dan gelen donu giymiş, NATO’nun amentüsü ile büyümüş bir güvenlik nesli bize darbelerle ayar verdi.

Benim yaş kuşağım Marshall yardımlarını çok iyi hatırlar. Elinin altındaki koyunun keçinin ineğin mandanın sütü varken ilkokulda zorla içirilen süt tozunu da iyi hatırlar.

IV. Murat’ın “yardım almaya alışan, emir almaya da alışır” ifadesindeki gerçek: bizi NATO’da hep (er) statüsünde tuttu.

Doğal olarak erler emir alırlar. Bu arada ABD’den sonra en kalabalık orduyu da biz besledik. Ne yazık ki; ordumuzun silahı modern değildi. Silah sanayimiz yoktu. Hurdaya ayıracakları silahları bize satıyorlardı. Bazen şeytanlık yapıp tavuk verip kaz alıyorlardı. Mesela hibe olarak verdikleri silahlar vardı ama bunların bakımı ve yedek parçası bize normal bedelin birkaç katını aşan maliyete ulaşıyordu.

Bir fikir vermesi için aktaralım: 1 Doların 130 kuruş olduğu 1941-44 yıllarında ABD bize 95 milyon dolarlık (123 milyon 500 bin ₺) savaş malzemesi hibe etmişti. Bunların bakımı için ise bütçeden her yıl 400 milyon TL aktarılıyordu.

Üyesi olduğumuz NATO 2017 yılında Norveç’te yapılan zirvenin tatbikat merkezinde “düşman tablosu” olarak bir tarafta Atatürk’ün diğer tarafta da Erdoğan’ın fotoğrafını koyarak bize olan gerçek bakışlarını yansıttılar. Erdoğan zirvedeki askerlerimizi çekince; komutan özür diledi ve iki görevliye suçu yüklediler NATO’dan ihraç ettiler. Bunun izah edilir yanı yoktur. Bir NATO üyesi liderlerinin düşman gösterilmesi kesinlikle bilinçli bir itliktir!

Aynı densizlik İngiliz Kral veya kraliçesi ile İngiliz başbakanı için yapılabilir mi?

Ya da George Washington ile Biden veya Trump’ı düşman göstermek mümkün mü?

NATO şemsiyesi altında kirli yapılanmalarla faili meçhul cinayetlere imza attılar. Bizde

17 bin faili meçhul cinayet iddiası var. Bu korkunç bir haydutluktur?

İngiltere’de ve Amerika’da bizdeki gibi gizli yapılanmaları duydunuz mu?

Ama Hollanda’da Operasyon-keşif örgütü,

Almanya’da Antikomünist saldırı birliği,

İsviçre’de Gizli Müdafa Örgütü,

Yunanistan’da Şheepskin,

Fransa’da Rüzgar Gülü,

Türkiye’de Ergenekon,

İtalya’da ise Gladio.

NATO’nun gizli yapılanmalarının adıdır.

Üye ülkelerde bu yapılanmalarla her türlü hukuksuzluğa imza attılar.

Erol Maraşlı NATO’yu analiz ederken “Üye ülkeler arasında taraflı davranan bir paktın üyesiyiz” der.

Yunanlılar S-300 füzelerini aldılar Girit adasına yerleştirdiler. Kıbrıs Rum kesimine yerleştirmek için de anlaşma imzaladılar.

Nerede ABD kongresi?

Nerede ABD senatosu?

NATO’dan itiraz var mı?

Sorularını sorabilirsiniz. Haklısınız ama karşı tarafta kızaracak yüz yoktur. Çünkü batı utanmazdır ahlaksızdır.

Son dönemde savaş/silah sanayiinde yapılan yatırımlar ve elde edilen mesafe bizi namerde muhtaç etmeyen gelişmelerdir.

Gerek pakt içindeki diğer devletler ve gerekse ABD, bağımsızlaşan güçlü Türkiye’den hiç mi hiç haz etmiyorlar.

NATO bugün için çelişkilerle dolu bir haldedir. Kimin üye olduğunun belirsizleştiği bir evredeyiz.

Misal: İsrail bir NATO üyesi değil ama örgütün imkânlarından bizden çok daha fazla yararlanıyor.

Mesela ABD, İsrail'in tüm güvenlik ihtiyaçlarını karşılıyor. İsrail, F-35 projesinin içinde yer almamasına rağmen bu uçağı, ABD'den sonra kullanan ilk ülke oldu.

Hâlbuki İsrail'in F-35 projesi ile “alıcı” olmak dışında hiçbir alakası yoktur. F-35'in ortak ülkeleri Türkiye, ABD, İngiltere, İtalya, Hollanda, Kanada, Avustralya, Norveç ve Danimarka.

ABD bize Patriot vermeyince; Rusya’dan S-400 aldık. ABD bizi “Amerika'nın Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası” CAATSA kapsamına aldı.

Türkiye'ye F-35 vermemek için hasım ilan eden ABD yönetimi İsrail’e şu ana kadar 50 ve 2028 yılına kadar toplamda 75 adet F-35 savaş uçağı teslim edecek..

NATO, Türkiye için tehdit haline geldi
NATO içerisinde Türkiye ile ABD arasında ciddi bir ayrışma yaşandığı da aşikardır.

ABD; terör örgütü PKK/YPG’ ye gözümüzün içine baka baka destek verdi. Eğer biz terörsüz Türkiye hamlesini yapmasaydık, İran’a saldıran İsrail-ABD ikilisi, PKK/YPG ile bizi boş bırakır mıydı.

Amerika PKK ile mücadelemizde bize, bırakın SİHA vermeyi kiralık İHA bile vermedi. Patriot vermesi zaten hayaldi. Veremezdi çünkü Kandili yöneten ABD idi.

15 Temmuz darbe girişimi bir ABD yapımıdır. “ekonominizi mahvederim” tehditlerini hep duyduk. Trump kur operasyonu yaptı. Biden Ermeni tasarısını kabul etti. Genel bir ifade ile; ABD puşttur, Puşta güven olmaz.

CB Erdoğan’ın “Dostum Trump” sözleri diplomatik sözlerdir. Günahı kadar sevmediğine inancım tamdır

NATO’dan ayrılma konusuBatı medeniyeti derken biz batının teknik üstünlüğüne bakıp kültürü ıskalıyoruz. Bizde medeniyet deyince peşi sıra kültür (hars) deriz. Hatta İrfan deriz. 18.asrın son çeyreğinde kurulmuş bir ABD’mi Türkiye’ye medeniyet öğretecek.

ABD eli kanlı kısa tarihi vukuatlarla dolu bir ülkedir. Türkiye’nin her ilinde tarihi eserlere bakın; ABD’nin kuruluşunu boş verin 1492 yılında keşfedilen Amerika kıtasının keşfinden önce eserler görürsünüz.

Mahatma Gandhi’ye “batı medeniyeti hakkında ne düşünüyorsunuz?” sorusuna “olsaydı iyi olurdu” diye ironik bir cevap vermiştir.

Ne zaman eski gücümüze doğru yol alırsak, kendi savunmamızı başkalarına ihtiyaç duymayacak noktaya taşırsak; içinde bulunduğumuz paktlarda bu tip sıkıntıları yaşamayız.

Ayrıca ölçüsüz hamaset yapıp masayı devirmek şu an fayda getirmez ama kararlı ve dengeli olmak zorundayız.

Bu gün için NATO’dan ayrılmak, dünyanın en gelişmiş silah sistemlerine sahip askeri paktını karşısına almak demektir.

NATO içinde şu aşamada bulunmanın gerekçelerini sayarsak;

NATO’da veto hakkımız olduğu için aleyhimizde karar alınamaz.

Türkiye, NATO üyesi olarak Güney Kıbrıs’ın NATO üyeliğini veto ediyor.

Ayrılırsak Rumlar NATO üyesi olur ve Türkiye, Kıbrıs ve Ege sorununda sadece

Rum kesimi ve Yunanistan’ı değil, bütün NATO ülkelerini karşısına almış olur.

Meselâ: Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum kesiminin Avrupa Birliğine girmesi sonrası Avrupa’da siyasi dengeler Türkiye aleyhine dönüşmüştür.

NATO’nun karşısında soğuk savaş dönemindeki WARŞOVA paktı gibi bir ittifak yoktur. Şenghay ise pakt olarak henüz kurumsallaşmamıştır.

Rusya gibi, Çin gibi silah sanayisine sahip olup kıtalararası nükleer füzeler, yapıncaya dek dengeleyen siyasi çizgimizi korumalıyız. Zaten Türkiye, NATO’nun da kolay vazgeçebileceği bir ortak değildir.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron “NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti” diyerek Avrupa Ordusu kurulması gerektiğini belirtmişti. Avrupa Birliği bunu başardığı an; ABD hasta adam demektir. Dünyanın en sinsi devleti İngiltere AB üyeliğinden ayrılınca; hasta adam Avrupa Birliğidir. Avrupa’nın güvenliği kendi ordusunu kurmakta yatar.. Aralarındaki eski kavgaları unutamadıkları için Rusya karşısında ABD’ye muhtaçlar..

İkinci dünya savaşı sonrası Rus lider Stalin Türkiye’den toprak istemişti.. Boğazlar üzerinde de istekleri vardı.. İnönü hemen ABD’ye dümen kırdı. Zaten birinci dünya savaşı sonrası ABD mandası taraftarıydı. İnönü döneminde NATO’ya giremedik ama

Kore Savaşı'nda Türk Silahlı Kuvvetleri resmi kayıtlarına göre toplam 724 şehit, 2.147 yaralı, 234 esir ve 175 kayıp verdik. Amerikan birliğinin canımız pahasına yok olmasını engelledik. Bu sayede 1952 yılında üyeliğimiz kabul edildi..

Hulasa-i kelam üye olmanın bedelini fazlasıyla ödedik. Uçak sanayimizi yok ettik. Silah fabrikalarını kapattık. Bomba yapan fabrikayı soba fabrikasına çevirdik. Hatta elimizdeki uçakları ABD yardımı kesilir korkusuyla Kayseri’de toprağa gömdüğümüz iddia edilir.

Gemlik ilçemizde 29 Ekim 2022 tarihinde TOGG’un açılışında TOBB başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu konuşurken CB Erdoğan’a “Allah senden razı olsun” demişti. Nasıl demesin. Türkiye 1961 yılında otomobil yapmıştı. Bir el o hamlemizi 2022 yılına kadar durdurmayı başarmıştır. TOGG

CB Erdoğan’ın teşvikleri sayesinde hayata geçti. Savunma sanayiinde yakaladığımız nokta yine CB Erdoğan sayesindedir.

Bütün dünyada pozisyonumuz yeniden şekillenmiştir. Birinci Özal hükümetinin Dışişleri bakanı Vahit Halefoğlu’nun kullandığı diplomaside duruşumuzu özetleyen Latince bir deyimi hatırlatarak yazımızı noktalayalım.

“Suaviter in modo, fortiter in re" “davranışta kibar, eylemde sert/kararlı"

{ "vars": { "account": "G-5Y3NLJ44B6" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }