Felsefede yalanın adı "safsata", Edebiyatta yalanın adı "mecaz",
Siyasette "propaganda", Ticarette "reklam". Gazetecilikte “haber”
(Dücane Cündioğlu)
Nobel sahibi Fransız edebiyatçı Albert Camus:
Sözler cephanelerden daha güçlüdür. Propaganda aracılığı ile savaş kazanılacağına işaret eder.
Propagandanın amacı, bir grup insana, bir başka grup insanın insan olduğunu unutturmaktır. (İngiliz yazar Aldous Huxley)
Batı dünyasının elindeki en büyük silah, medya gücüdür. “Dünya basını” diye isimlendirilen bu yapının sahipleri kim diye bakarsanız; “İstihbarat servisleri, çok uluslu şirketler, petrol, silah ve ilaç sanayicilerini” görürsünüz.
Gazeteci Banu Avar, haberleşme (iletişim konusunda) “bütün dünya, haberleri şu üç kaynaktan alır” tespitini yapıyor.
Reuters
Associated Press,
Agence France-Presse,
Bu üçlü, ittifak halinde olup bütün dünyaya aynı görüşleri dayatmak, beyinleri devşirmek kendi deyimleriyle insanlığı İndoktrine (bir bilgiyi mutlak doğrudur diye telkin etmek) için işbirliği yapmışlardır. Aynı değerlendirmede: İşbirliği içinde olan aşağıdaki altı televizyon kanalının tamamı NATO’nun propaganda Hücresi içindedir El Cezire, BBC, CNN, France24, Sky, El Arabiya
Batıda 14 medya grubu bütün haberleri şekillendirir: Bunlar arasında Koordinasyonu sağlayan iki iletişim şirketi ABD Savunma Bakanlığına bağlı çalışma yürüten Google Media Lab ve First Draft’tır.
Görüldüğü gibi amaç beyinlere kelepçe vurmaktır. “Beyinleri işgal ettikten sonra ülkeleri işgal etmek çok kolaydır”.
Hatırlanacağı üzere 1991 birinci körfez savaşında TV ekranlarında petrole bulanmış, ölmek üzere olan karabatak kuşlarını seyrettik. Güya Saddam Kuveyt’i bombalamış denize dökülen petrol karabatakları bu hale gelmişti.
Halbuki “bu yalan ama propagandaya yönelik haberi” hazırlayan ve CNN'den bunu kullanmasını isteyen (ABD savunma bakanlığı genel merkezi) Pentagon'du. İşin garip tarafı; ABD, Bağdat’taki büyükelçisi vasıtasıyla Saddam Hüseyin’i Kuveyt’e saldırması için teşvik etmiş ve oyuna getirmişti.
Aynı yalanlar 2003 Irak işgalinde de söylenmiştir. Kimyasal silah var dediler işgal ettiler ama kimyasal silah bulamadılar. Zaten amaç işgal etmekti. Kimyasal silah uydurma bir bahane idi.
ABD'de Kamu Dürüstlüğü Merkezi'nin tespitlerine göre 2003 Irak Savaşında Başkan Bush ve ekibi tam 935 yalan açıklamada bulunmuşlardı.
ABD’nin ilgi çeken bir başka kuyruklu körfez yalanı:
15 yaşındaki Kuveytli bir kız; gönüllü olarak çalıştığı hastanenin; Iraklı askerler tarafından baskına uğradığını ve bebeklerin kuvözlerden alınarak yerlere atılıp ölüme terk edildiğini söylüyordu.
George Bush savaşa bahane oluşturmak için her fırsatta bu hikâyeyi kullandı
Halbuki 15 yaşındaki kız o hastanede hiç bulunmamıştı. Çünkü o kız Kuveyt'in Amerikan büyükelçisinin kızı Nayirah el-Sabah'tı. Gerçek ortaya çıkana kadar ay bacadan aşmış, ABD Irak'ı bombalamaya başlamıştı bile.
Belki bu yalanlara inanmak istemezsiniz. Bu tespitler bize ait değil. Bizzat ABD
İçinde aralarındaki rekabetten dolayı yapılan tespitler bunlar.
Mesela Washington Post gazetesinin haberine göre Trump, görevinin ilk yılında bin 999, ikinci yılında 5 bin 689 ve 2019'da da 8 bin 155 "yanlış ya da yanıltıcı (yalan)" ifade kullandı. Görevinin ilk üç yılında toplam olarak 15.843 yalan, yanlış, yanıltıcı ifade kullanmış. Gün sayısına bölersek Başkan Trump her gün en az 14 yalan, yanlış, yanıltıcı sözler söylemiş.
Dikkat ediniz ABD yörüngesindeki kukla muhalefet liderleri de peynir ekmek gibi yalan söylüyor, Olayları çarpıtıyorlar. Amaçları; süzülerek ulaşmaları mümkün olmayan hedefe, yalanlarla, sürünerek ulaşmaktır.
Yaşadığımız çağ iletişim çağı. Teknoloji sayesinde (sesli, görüntülü dâhil) hızlı bir iletişime sahibiz. Dünyanın her noktası ile görüşmek mümkün. Yabancı dil bilmeseniz bile çeviri programları ile anlaşabiliyorsunuz. Kullanılan Google, Youtube, Facebook, Twitter, Whatsap vb. medya araçları bedava hizmet veriyor. Sonradan öğreniyoruz ki; falan şirket toplumun eğilimlerini analiz ediyor. (Ne yer ne içer, neye kızar neye sevinir, neye hayır neye evet der, gibi soruların cevaplarını analiz ve rapor ediyor) Bir başka kuruluş ise; istihbarat örgütlerine bilgi topluyor. Bu bilgiler ve analizler ışığında o ülkede sokak hareketlerinden tutunda, seçimlerde sandık hareketlerine kadar her türlü yönlendirme yapılıyor.
Mesela change.org adlı platform Amerikan Savunma bakanlığına istihbarat sağlar. Ülkelerin, grupların duygu haritalarını ABD istihbaratına sunar.
Sonrasında da ABD gizli servisleri “soğan patates” üzerinden Türkiye’ye operasyon çeker. Kimse kimseye mesajlaşma, görüntülü, sesli konuşma haberleşme imkânını bedava sunmuyor. Bilâkis elde ettiklerine bakınca; bırakın bedavayı servet karşılığında hizmet verdikleri görülür.